DOLGULAR
Nazolabial Dolgu
Nazolabial dolgu, burun kanadından ağız köşesine inen kıvrıma ve çevresine hyalüronik asit jelinin enjeksiyonla yerleştirilmesidir. Amacı kıvrımın derinliğini ve gölgesini azaltmaktır; kıvrımı tamamen silmez, sarkmış dokuyu kaldırmaz ve etkisi kalıcı değildir.

- UYGULAMA GRUBU
- Dolgular
- İLGİLİ BÖLGELER
- Derinleşen kıvrımOrta yüz
- BİLİMSEL KAYNAKLAR
- 26 yayın
RANDEVU
Nazolabial Dolgu uygulamasının size uygun olup olmadığını, kapsamını ve olası risklerini muayenede konuşalım.
Telefonla arayınWhatsApp’tan yazın+90 530 925 24 78
- Bir bakışta
- Nazolabial dolgu nedir?
- Hangi durumlarda gündeme gelir?
- Derinleşen kıvrım
- Orta yüz
- Randomize çalışmalar ne gösteriyor?
- Bu uygulamanın sınırı
- Kolajen uyarıcılardan ve kalıcı dolgulardan farkı
- Bölgenin damar anatomisi
- Bilinen riskler
- Damar tıkanıklığı: seyrek ama ciddi
- Geri alınabilir mi, daha önce dolgu yapıldıysa ne olur?
- Karar nasıl verilir
- Bu klinikte nasıl planlanır?
- Sınırlar ve kimlere uygulanmaz
- Uygulama sonrası
- Sık sorulanlar
- Kaynaklar
BİR BAKIŞTA
Klinikteki uygulama
- Ürün sınıfı
- Başta hyalüronik asit olmak üzere uygulama alanına uygun dermal dolgular
- Seans
- Genellikle 1 seans
- İşlem süresi
- Yaklaşık 20–45 dakika
- Etki süresi
- Bölgeye ve kullanılan ürünün özelliklerine göre yaklaşık 6–24 ay
- Anestezi
- Bölgeye göre topikal veya lokal anestezi
- Kontrol
- Genellikle 2–4 hafta içinde
Ürün özelliği ve miktarı bölgenin anatomisine göre seçilir.
Nazolabial dolgu nedir?
Nazolabial dolgu, burun kanadının yanından ağız köşesine doğru inen kıvrıma (nazolabial kıvrım) ve çevresine hyalüronik asit jelinin enjeksiyonla yerleştirilmesidir. Adı, burun ve dudak anlamına gelen iki Latince kökten gelir ve kıvrımın bu iki yapı arasındaki yerini anlatır.
Hyalüronik asit dolguları bu bölgede randomize kontrollü çalışmalarla, yani katılımcıların gruplara rastgele ayrıldığı karşılaştırmalı araştırmalarla ayrıntılı biçimde incelenmiştir; bu çalışmaların sonuçlarını bir araya getiren birden fazla meta-analiz de vardır. Nazolabial bölgedeki dolgu uygulamalarına ilişkin randomize çalışmaları birleştiren bir meta-analizde, uygulamanın tatmin edici ve süren bir iyileşme sağladığı sonucuna varılmıştır. On üç randomize çalışmayı birleştiren bir başka analizde de hyalüronik asit bu bölge için güvenli bir dolgu olarak değerlendirilmiştir.
Hyalüronik asit jeli zamanla yıkılır ve hyalüronidaz enzimiyle çözülebilir. Kalıcı hasar bırakan dolgu komplikasyonlarını inceleyen bir derlemeye göre hyalüronik asit dolguları, bu geri alınabilirlik sayesinde tercih edilmeye devam ediyor. Klinikte ürün değerlendirmesinde ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onayı tek başına ölçüt değildir; ürünün CE uygunluğu, Türkiye'deki kayıt ve uygunluk durumu ile üreticinin belirlediği kullanım amacı esas alınır.
İLGİLİHyalüronik asit nedir?
Hangi durumlarda gündeme gelir?
- Burun kanadından ağız köşesine inen kıvrımın dinlenme hâlinde de çökük ve gölgeli görünmesi.
- Orta ve ileri derecede belirgin nazolabial kıvrım; randomize çalışmalar ağırlıklı olarak bu grupta yapılmıştır.
- Orta yüzdeki hacim eksikliğine eşlik eden kıvrım derinleşmesi.
- Kıvrım ile yanak arasındaki geçiş bölgesinde çöküklük.
- Bu liste, uygulamanın hangi durumlarda gündeme geldiğini gösterir; size uygun olup olmadığı muayenede değerlendirilir.
Nazolabial kıvrım neden derinleşir?
Nazolabial kıvrımın derinleşmesinin tek bir nedeni yoktur. Araştırmalarda deri esnekliğinin azalması, orta yüzdeki yağ bölmelerinin değişmesi ve yanağın üst bölümünün sarkması, bu kıvrımı birlikte belirginleştiren etkenler olarak öne çıkar; hangisinin ağır bastığı kişiden kişiye değişir.
20 ile 60 yaş arasındaki Japon kadınların fotoğraflarının incelendiği bir çalışmada kıvrımın şiddeti yaşla birlikte anlamlı biçimde artmıştır. Aynı çalışmada orta yaştaki kadınlarda deri esnekliği azaldıkça ve deri altı yağ tabakası kalınlaştıkça kıvrımın şiddeti de artmıştır. Araştırmacılar, bu değişimlerin yanağın üst bölümünde sarkmaya yol açarak kıvrımı belirginleştirebileceğini düşünüyor. Ancak çalışma tek bir toplumda ve yalnızca kadınlarda yapılmıştır.
Hacim kaybı ayrı bir yoldan da etkili olabilir. Kadavra çalışmalarına dayanan bir anatomi araştırmasına göre, yanağın derininde ve burna yakın kısmında yer alan yağ bölmesi (derin medial yanak yağ bölmesi) hacim kaybettiğinde deri, altındaki dokuya göre fazla kalır ve kıvrım olduğundan daha belirgin görünür. Araştırmacılar, gerçek bir sarkma olmadan ortaya çıkan bu sarkma görünümüne "psödoptoz" adını verir. Yüz yağının ayrı bölmelerden oluştuğunun anlaşılması, yaşlanmayı yalnızca yer çekimiyle açıklayan yaklaşımdan hacim değişimini de hesaba katan bir bakışa geçişin başlangıcı olmuştur.
Kıvrımın nasıl oluştuğunu inceleyen bir derlemede nazolabial kıvrım, nedenleri ve oluşum biçimleri birbirinden farklı üç tipe ayrılır; yaşa bağlı deri ve bağ dokusu değişikliklerinin de doku sıkılığı ve kalınlığındaki farklar nedeniyle yüzün bölgelerine göre farklı seyrettiği belirtilir. Sizin için anlamı şudur: aynı görünen iki kıvrım aynı nedenden kaynaklanmayabilir. Hacim kaybının sarkmadan nasıl ayırt edildiğini Hacim kaybı mı, sarkma mı? başlıklı rehber yazısında bulabilirsiniz.
Orta yüz ile kıvrım arasındaki ilişki
Nazolabial kıvrımın derinliği, orta yüzdeki hacimden ayrı düşünülemez: orta yüzde hacim eksikliği arttıkça kıvrım da belirginleşir. Ancak yanağa yapılan dolgunun kıvrımı yukarı çektiği yönündeki yaygın izlenim, araştırmalarla desteklenmiyor. Bu iki bilgiyi birlikte düşünmek gerekir.
Bu ilişki, internet üzerinden yürütülen büyük bir çalışmada gösterilmiştir. Bu çalışmada 3553 kişi kendi orta yüzünü, göz altı oluğunu ve nazolabial kıvrımını fotoğraflı ölçeklerle değerlendirmiş; orta yüzdeki hacim eksikliği arttıkça kıvrımın şiddeti hem kadınlarda hem erkeklerde artmıştır. Bu ilişki yaş ve diğer demografik etkenler hesaba katıldığında da sürmüştür. Ancak bu bir öz değerlendirme çalışmasıdır; neden-sonuç ilişkisini değil, iki durumun birlikte görüldüğünü gösterir.
Tedavi açısından, yüzün iki yarısının karşılaştırıldığı randomize bir çalışmada üç yöntem denenmiştir: yanağın orta ve dış bölümüne derin enjeksiyon, doğrudan kıvrıma enjeksiyon ve ikisinin birlikte uygulanması. Uygulamadan dört ila altı hafta sonra, hangi yöntemin uygulandığını bilmeyen değerlendiricilerin incelemesinde üç yöntemle de iyileşme görülmüş; yöntemler arasında istatistiksel fark bulunmamıştır. Hastalar, en çok ürünün kullanıldığı birleşik uygulamayı biraz daha fazla tercih etmiştir. Ancak izlem süresi kısadır.
Üç boyutlu fotoğrafla yapılan bir başka çalışma daha temkinli bir tablo ortaya koyuyor. Yanağına hyalüronik asit uygulanan 77 kişide deri, enjeksiyon noktasından dışa doğru ve deri yüzeyine dik yönde genişlemiştir. Bu kişilerden yüz ifadesi uygulama öncesinde ve sonrasında değişmeyen 37 kişide yanaktan kıvrıma doğru bir çekme etkisi gösterilememiş, kıvrımda fotoğrafla saptanabilen bir fark görülmemiştir. Yüzün iç bölümünde fotoğraflarda iyileşme görülenler yalnızca, dolgunun doğrudan kıvrımla yanak arasındaki geçiş bölgesine yerleştirildiği kişiler olmuştur.
Kısacası orta yüzle kıvrım arasındaki bağlantı, her kıvrımın yanaktan düzeltilebileceği anlamına gelmez. Orta yüzde gerçek bir hacim eksikliği varsa, bunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Elmacık ve yanak bölgesiyle ilgili ayrıntıları Elmacık Kemiği / Yanak Dolgusu sayfasında bulabilirsiniz.
Randomize çalışmalar ne gösteriyor?
Çok sayıda randomize çalışma, hyalüronik asit dolgusunun nazolabial kıvrımın şiddetini kısa ve orta vadede azalttığını gösteriyor. Aynı çalışmalar etkinin zamanla azaldığını da ortaya koyuyor.
Bu bölgedeki randomize çalışmaları birleştiren bir meta-analizde, kırışıklık şiddeti puanının ortalaması başlangıçta 3,23 iken uygulamadan bir ay sonra 1,79'a inmiş; altıncı ayda 2,02, on ikinci ayda 2,46 olarak ölçülmüştür. Yani on ikinci ayda da başlangıca göre iyileşme sürmekte, ancak ilk aydaki düzeyden geri çekilmektedir. Bu analizde yalnızca hyalüronik asit değil, bölgede kullanılan diğer doku dolguları da birlikte değerlendirilmiştir.
Hyalüronik asit dolguları tek tip değildir. On dört randomize çalışmada toplam 1190 hastayı birleştiren bir analizde, kıvrımdaki iyileşme jelin yapısına (tek fazlı ya da iki fazlı) göre farklı bulunmuş; istenmeyen etkilerin sıklığında ise fark görülmemiştir. Lokal anestezik (uyuşturma ilacı) lidokain içeren ve içermeyen ürünleri karşılaştıran güncel bir analizde de lidokainli ürünlerin işlem sırasındaki ağrıyı anlamlı biçimde azalttığı, iyileşme ve güvenlik açısından ise benzer olduğu bildirilmiştir; ancak bu konudaki çalışma sayısı sınırlıdır.
Bu çalışmalarda sonuç, kıvrımın şiddetini derecelendiren ölçeklerle değerlendirilir. Örneğin kıvrımdaki çöküklük ve gölgeyi beş dereceyle tanımlayan bir fotoğraf ölçeği, eğitimli değerlendiricilerce neredeyse tam bir tutarlılıkla kullanılabilmiş ve bir derecelik fark ayırt edilebilmiştir. Ölçekler bir sonuç vaat etmez; aynı kıvrımın uygulamadan önce ve sonra aynı dille tarif edilmesini sağlar. Buradaki değerler çalışmaların ortalamasıdır, bu kliniğe ait değildir.
Bu uygulamanın sınırı
Nazolabial dolgu kıvrımın derinliğini ve gölgesini azaltmaya yöneliktir; kıvrımı ortadan kaldırmaz. Bu kıvrım, yanak ile üst dudak arasındaki doğal bir sınırdır. Dolgunun amacı bu sınırı silmek değil, derinleşmiş bir kıvrımın belirginliğini azaltmaktır.
Kıvrımın derinleşmesinde rol oynadığı bildirilen deri esnekliği kaybı ve yanağın üst bölümündeki sarkma, dolgunun doğrudan hedeflediği sorunlar değildir; dolgu, tablonun hacimle ilgili kısmına yöneliktir. Yanağa yapılan dolgunun deriyi gererek kıvrımı yukarı çektiği izlenimi de üç boyutlu ölçümlerle doğrulanmamıştır. Bu yüzden deri gevşekliğinin belirgin olduğu bir yüzde, yalnızca dolguyla beklenen sonuca ulaşılamayabilir.
Etki kalıcı değildir. Bu bölgedeki randomize çalışmaları birleştiren meta-analizde, ilk ayda elde edilen iyileşmenin on ikinci aya doğru kısmen geri çekildiği görülmüştür. Etkinin sürmesi için uygulamanın tekrarlanması gerekebilir; ne kadar süreceği ürüne ve kişiye göre değişir ve önceden kesin olarak söylenemez.
Daha fazla dolgu daha iyi sonuç anlamına gelmez. "Yüzün aşırı dolgulanması sendromu" olarak adlandırılan tablo, dolguların aşırı ya da uygunsuz kullanımıyla ilişkilendirilir. Bu tabloda yalnızca fazla hacim değil, anatomiye uymayan yerleşim ve tekrarlanan uygulamaların birikimi de rol oynar. Yüz dinlenme hâlindeyken biçim bozukluğu ve doğal olmayan yüz hareketleriyle kendini gösterir; öne çıkan yaklaşım, bu tablonun gelişme riskini baştan azaltmaktır.
Nazolabial dolgu cerrahi yüz germenin yerini tutmaz. Sizin için hangi yolun anlamlı olduğu — dolgu, başka bir yöntem ya da hiçbiri — muayenedeki değerlendirmeyle ve sizin kararınızla belirlenir.
Kolajen uyarıcılardan ve kalıcı dolgulardan farkı
Burada anlatılan uygulama hyalüronik asit dolgusudur. Nazolabial bölgede kalsiyum hidroksiapatit (CaHA) ve poli-L-laktik asit (PLLA) gibi kolajen uyarıcılar (derinin kendi kolajen üretimini uyarmaya yönelik maddeler) da kullanılır. Bunlar farklı bir dolgu sınıfıdır; kendi sınırlarını, risklerini ve hangi bölgelerde önerilmediklerini sıvı yüz germe sayfasında bulabilirsiniz.
Bu dolgu türlerini karşılaştıran veriler sınırlıdır. Nazolabial kıvrımda farklı dolguları karşılaştıran on üç randomize çalışmayı birleştiren bir ağ meta-analizinde, altıncı ayda kıvrım şiddeti puanları PLLA grubunda hyalüronik asit grubuna göre daha düşük bulunmuştur. Araştırmacılar hyalüronik asidi bu bölge için güvenli bir dolgu, PLLA'yı ise umut vadeden bir seçenek olarak değerlendirmiştir. Ancak bu sonuç tek bir analize dayanır ve bu tür analizler doğrudan karşılaştırmaların yanında dolaylı karşılaştırmaları da içerir.
Asıl fark geri alınabilirliktedir. Kalıcı hasar bırakan dolgu komplikasyonlarını inceleyen bir derlemede, uygulama bölgesi ve tekniğin yanı sıra dolgunun kalıcılığı da kalıcı hasarın başlıca belirleyicileri arasında sayılıyor; hyalüronik asit dolgularının geri alınabildiği için tercih edilmeye devam ettiği, kalıcı dolguların ise uzun vadeli komplikasyon riskini artırdığı belirtiliyor.
İLGİLİSıvı Yüz Germe
Bölgenin damar anatomisi
Nazolabial bölge, dolgu uygulamalarında damar yapısı bakımından en çok dikkat gerektiren yüz bölgelerinden biridir. Yüz atardamarı (fasiyal arter) ve onun yukarı doğru devamı olan açısal atardamar (anguler arter) kıvrımın yakınından geçer; bu damarların seyri kişiden kişiye belirgin biçimde değişir.
Altmış kadavra örneğinin incelendiği bir çalışmada yüz atardamarının dalları örneklerin %93,3'ünde kıvrımın yakınında bulunmuştur. Atardamar olguların %33,9'unda kıvrımı çaprazlamış, %42,9'unda ise kıvrımın 5 mm yakınından yukarı çıkmıştır. Örneklerin %30'unda atardamarın göz altı bölgesine doğru sapan dalları saptanmıştır.
Bilgisayarlı tomografiyle yapılan başka bir çalışmada nazolabial olukların (kıvrımların) yaklaşık %90'ında tek bir atardamar gövdesi, bir kısmında ise iki ya da üç gövde bulunmuştur. Açısal atardamar incelenen tüm olgularda oluğun dış yanında ve değişken derinlikte seyretmiş; yaş ilerledikçe atardamar ile oluk arasındaki derinlik ve yan uzaklık anlamlı biçimde azalmıştır. Farklı yöntemlerle ve farklı toplumlarda yapılan bu çalışmaların bulguları birbiriyle örtüşmüyor; bu da tek bir güvenli haritadan söz edilemeyeceğini gösteriyor.
Üç boyutlu bir kadavra çalışmasında atardamarın kıvrıma göre seyri üç tipe ayrılmış; en sık görülen tipte (%83,7) yüz atardamarı açısal atardamar olarak devam etmiştir. Başka bir kadavra çalışmasında burun kanadı hizasında yüz, yan burun ve göz altı atardamarlarının kıvrıma yakın seyrettiği görülmüştür. Bölgedeki atardamar bağlantıları, başın iki ana atardamar sistemi olan iç ve dış karotis sistemlerini birbirine bağlar; araştırmacılar bu bağlantıları ciddi komplikasyonların olası kaynakları olarak tanımlamıştır.
Klinikte iğne ya da kanül (ucu küt, ince bir tüp), uygulama alanına ve anatomik yapıya göre hekim tarafından kişiye özel seçilir. Yukarıdaki oranlar kadavra ve görüntüleme çalışmalarına aittir; bir kişinin damar seyrini önceden göstermez. Bu bilgilerin amacı sizi caydırmak değil, bölgenin neden dikkat gerektirdiğini açıklamaktır.
Bilinen riskler
Nazolabial dolgunun en sık yan etkileri ele gelen düzensizlik, hassasiyet, şişlik ve morarmadır. Yüze yapılan hyalüronik asit uygulamalarıyla ilgili araştırmalar, bu etkilerin çoğunlukla hafif olduğunu ve zamanla geçtiğini gösteriyor; ancak seyrek görülen ağır komplikasyonlar göz ardı edilemez.
Bu bölgedeki randomize çalışmaları birleştiren meta-analizde en sık bildirilen istenmeyen etkiler ele gelen yumru ya da düzensizlik (%43), hassasiyet (%41), şişlik (%34) ve morarma (%29) olmuştur. Bu oranlar, hyalüronik asit dışındaki doku dolgularını da kapsayan çalışmaların ortalamasıdır; bu kliniğe ait değildir.
On dokuz randomize çalışmanın birlikte değerlendirildiği bir analizde, nazolabial kıvrımda şişlik, yumru ve sertlik görülme oranı orta yüz, dudak çevresi ve dudak uygulamalarına göre anlamlı biçimde farklı bulunmuştur; ağrı, kızarıklık, morarma, hassasiyet, kaşıntı ve renk değişikliğinde ise anlamlı fark görülmemiştir. Lidokainli ürünlerle yapılan çalışmalarda işlem sırasındaki ağrının azaldığı, istenmeyen etkilerin sıklığının ise değişmediği bildirilmiştir.
Geç başlayan iltihabi tepkiler seyrektir, ancak aylar, hatta yıllar sonra ortaya çıkabilir. Yüze yapılan uygulamaları inceleyen bir analizde bunların sıklığı, bir yıl izlenen yaklaşık her 2000 hastada bir olay olarak hesaplanmıştır. Belirtilerin başlamasına kadar geçen süre ortanca 3 ay, en kısa iki hafta, en uzun 12 yıl bulunmuştur. Sık görülen tablolar nodül (deri altında ele gelen yumru), kızarıklık, şişlik ve sertleşmedir; tedavide hyalüronidaz, kortizon ve antibiyotik kullanılmıştır. En ağır risk olan damar tıkanıklığı aşağıda ayrıca anlatılıyor; risklerin sizin için ne anlama geldiği ise tıbbi geçmişinizle birlikte muayenede konuşulur.
Damar tıkanıklığı: seyrek ama ciddi
Nazolabial dolgunun en ciddi riski, dolgunun bir atardamarın içine girmesi ya da damarı dışarıdan sıkıştırması sonucu dokunun kanlanmasının bozulmasıdır. Seyrek görülür; ancak nazolabial kıvrım bu komplikasyonun en sık bildirildiği bölgeler arasındadır ve erken fark edilmesi sonucu belirler.
On dört çalışmayı birleştiren bir analizde, dolgu sonrası damar tıkanıklığında nazolabial kıvrım, damar yapısı karmaşık olan kaş arası ve burunla birlikte en sık etkilenen bölgeler arasında bildirilmiştir. Bu analize göre zamanında fark edilip müdahale edilmesi iyileşmeyle, beş günü aşan gecikmeler ise kalıcı hasarla ilişkilidir. Hyalüronik asitten kaynaklanan tıkanıklıklarda ilk basamak tedavi hyalüronidazdır.
Burun ve nazolabial kıvrıma yapılan hyalüronik asit uygulamalarından sonra burun derisinde doku ölümü eşiğine gelen 20 hastanın incelendiği bir seride, 7 hastada (%35) derinin tüm katlarını etkileyen doku ölümü gelişmiş; 13 hasta (%65) hyalüronidaz içeren birleşik tedaviyle tamamen iyileşmiştir. Deri ölümü gelişenlerin %85'i, belirtiler başladıktan sonraki iki gün içinde bu tedaviyi almamış, geç başvuran hastalardan oluşmuştur. Başka bir olguda da kıvrıma yapılan uygulamanın ardından burun kanadında doku kaybı gelişmiş ve onarım için cerrahi gerekmiştir.
Görme kaybı, dolguya bağlı en ağır tablolardan biridir ve çok seyrektir. Yayımlanmış olguları inceleyen güncel bir derlemede en yüksek riskli bölgeler burun, alın ve kaş arası olarak bildirilmiş; görme sonucu bildirilen olguların %68,2'sinde görme geri dönmemiştir. Nazolabial kıvrım bu listenin başında yer almaz; ancak damar anatomisi bölümünde anlatılan atardamar bağlantıları, bölgenin bu açıdan da dikkat gerektirdiğini gösterir.
Riskin azaltılmasında hekimin anatomi bilgisi ve enjeksiyon tekniğine ilişkin önlemler öne çıkar. Enjeksiyondan önce yapılan geri çekme (aspirasyon) testi ise iğne ucunun damar içinde olmadığını güvenilir biçimde doğrulayamaz. Belirti fark ettiğinizde kliniğe nasıl ulaşacağınız kliniğin kendi protokolüyle belirlenir; bu bilgi uygulamadan önce size verilmelidir.
KAYNAKPMID 40406769PMID 26397262PMID 25606480PMID 38630871PMID 42087426
Geri alınabilir mi, daha önce dolgu yapıldıysa ne olur?
Evet, hyalüronik asit dolgusu hyalüronidaz enzimiyle çözülebilir. Bu özellik onu geri alınamayan dolgu türlerinden ayırır; hem istenmeyen bir görünümde hem de damar tıkanıklığı gibi acil bir durumda başvurulan yolun temeli budur. Klinikte hyalüronidaz bulundurulur.
Hyalüronidaz kullanımına ilişkin bir incelemeye göre enzim, hyalüronik asit dolgularının komplikasyonlarını geri çevirebilir; bu konuda kontrollü veri sınırlı, klinik deneyim ise giderek artıyor. Acil olmayan durumlar — deri altında mavimsi renk değişikliği (Tyndall etkisi), iltihapsız nodüller, alerjik ya da aşırı duyarlılık tepkileri — damar tıkanıklığı ve görme kaybı gibi acil durumlardan ayrı değerlendirilir; acil durumlarda tedaviye gecikmeden başlanması gerekir.
Bölgeye daha önce dolgu yapıldıysa ilk soru yeni bir uygulama değil, mevcut dolgunun ne olduğudur. Kalıcı hasar bırakan komplikasyonları inceleyen derlemede de dolgunun kalıcılığı, kalıcı hasarın başlıca belirleyicilerinden biri olarak sayılır. Daha önce başka bir yerde yapılmış dolgularda önce dolgunun türü, zamanı ve bölgesi sorgulanır; içeriği bilinmeyen ya da hyalüronik asit olduğu doğrulanamayan dolgulara doğrudan eritme uygulanmaz. Önceki uygulamaya ait bir kaydınız varsa, muayeneye getirmeniz işe yarar.
İLGİLİDolgu Eritme
Karar nasıl verilir
Nazolabial kıvrımda ilk konuşulan şey kıvrımın kendisi değil, onu neyin derinleştirdiğidir. Aynada gördüğünüz gölge birden fazla nedenin toplamı olabilir; hangisinin öne çıktığı muayenede ayırt edilir. Kıvrımı yok etmek gerçekçi bir hedef değildir; derinleşmiş bir kıvrımın yüzün geri kalanıyla uyumunu konuşmak ise gerçekçi bir başlangıçtır.
Muayenede sıra bellidir: önce neyin yapılabileceği, sonra neyin yapılamayacağı anlatılır. İkincisi atlanırsa birincisi eksik kalır. Bölgenin damar yapısı ve uygulamadan sonra hangi belirtide ne yapmanız gerektiği de bu konuşmanın parçasıdır; bunları sormaktan çekinmeyin.
Buradaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve muayenenin yerini tutmaz. Değerlendirme ve öneri hekime, karar size aittir. Başka bir yöntemi seçmek ya da hiçbir uygulama yaptırmamak da bu kararın içindedir; ikisi de burada anlatılanlarla çelişmeyen, geçerli seçeneklerdir.
KLİNİĞİN YAKLAŞIMI
Bu klinikte nasıl planlanır?
Dolgu uygulamalarında yalnızca işlem yapılacak bölge değil, yüzün genel oranları ve anatomik yapısı birlikte değerlendirilir. Ürün seçimi, miktarı ve uygulama tekniği kişinin ihtiyacına göre belirlenerek doğal ve dengeli bir sonuç hedeflenir.
SINIRLAR
Bu uygulama
neyi yapmaz?
Nazolabial dolgu kıvrımın derinliğini ve gölgesini azaltmaya yöneliktir; kıvrımı ortadan kaldırmaz. Deri esnekliğindeki azalmayı geri getirmez, yanaktaki sarkmayı kaldırmaz ve cerrahi yüz germenin yerini tutmaz. Yanağa yapılan dolgunun kıvrımı yukarı çektiği izlenimi de ölçümlerle doğrulanmamıştır. Hyalüronik asit kalıcı değildir; etkinin sürmesi için uygulamanın tekrarlanması gerekebilir. Daha fazla dolgu daha iyi sonuç anlamına gelmez; aşırı dolgu uygulaması yüzün dinlenme hâlindeki görünümünü ve hareketini bozabilir. Bölge, damar yapısı nedeniyle dikkat gerektirir ve uygulamanın riskleri vardır. Hekim değerlendirir, karar sizindir.
Kimler için uygun değildir?
Uygulanmaz
- Gebelik dönemi
- Uygulama alanında aktif enfeksiyon
- Uygulama alanında uçuk ya da belirgin inflamasyon
Hekim değerlendirmesi gerektirir
- Kanama-pıhtılaşma bozuklukları
- Önemli kronik hastalıklar ya da bağışıklık sistemi hastalıkları
- Bölgede daha önce uygulanmış dolgu ya da farklı materyaller
Gebelik, uygulama alanında aktif enfeksiyon, uçuk ya da belirgin inflamasyon varsa işlem uygulanmaz ya da ertelenir.
Uygulama sonrası
- İlk 24 saat uygulama bölgesine yoğun baskı ve masaj yapılmamalıdır.
- Aşırı sıcak, sauna/hamam ve ağır egzersizden kaçınılmalıdır.
- Şişlik veya hassasiyet gelişebileceğinden bölgeye hekimin önermediği bir uygulama yapılmaması önerilir.
HANGİ DURUMDA HEMEN ULAŞILMALI?
Beklenenden fazla veya giderek artan ağrı, belirgin renk değişikliği, aşırı şişlik ya da olağan dışı bir durum fark ederseniz beklemeden klinikle iletişime geçin. Ani görme değişikliği, ciddi alerjik reaksiyon veya ani gelişen ciddi genel belirtilerde 112’ye başvurun.
Sık sorulanlar
Nazolabial dolgu kalıcı mı?
Hayır, kalıcı değildir. Hyalüronik asit jeli zamanla vücutta yıkılır ve hyalüronidaz enzimiyle çözülebilir. Bu bölgedeki randomize çalışmaları birleştiren bir meta-analizde, uygulamadan bir ay sonra görülen iyileşme on ikinci ayda da başlangıca göre sürmüş, ancak kısmen geri çekilmiştir. Bu bir süre vaadi değildir; farklı ürünlerle yapılmış çalışmaların ortalamasıdır ve etkinin sizde ne kadar süreceğini göstermez.Nazolabial kıvrım tamamen kaybolur mu?
Hayır, hedef bu değildir. Nazolabial kıvrım yanak ile üst dudak arasındaki doğal bir sınırdır; dolgu, derinleşmiş bir kıvrımın belirginliğini ve gölgesini azaltmaya yöneliktir. Aşırı ya da uygunsuz dolgu kullanımının, yüz dinlenme hâlindeyken biçim bozukluğuna ve doğal olmayan yüz hareketlerine yol açabildiği bildirilmiştir. Daha fazla dolgu daha iyi sonuç anlamına gelmez.Elmacık (yanak) dolgusu nazolabial kıvrımı düzeltir mi?
Kısmen ve her zaman değil. Katılımcıların kendilerini değerlendirdiği büyük bir çalışmada, orta yüzdeki hacim eksikliği arttıkça kıvrımın şiddetinin de arttığı görülmüştür. Kısa süre izlenen bir randomize çalışmada, yanağa derin enjeksiyon ile doğrudan kıvrıma enjeksiyon benzer iyileşme sağlamıştır. Ancak üç boyutlu ölçümlerle yapılan bir çalışmada yanak dolgusunun kıvrımı yukarı çektiği gösterilememiştir. Orta yüzünüzde gerçek bir hacim eksikliği olup olmadığı muayenede değerlendirilir.Nazolabial dolgunun en ciddi riski nedir?
En ciddi risk, dolgunun bir atardamarın içine girmesi ya da damarı sıkıştırması sonucu dokunun kanlanmasının bozulmasıdır. Seyrek görülür; ancak bir sistematik derlemede nazolabial kıvrım, kaş arası ve burunla birlikte en sık etkilenen bölgeler arasında bildirilmiştir. Burun ve nazolabial kıvrım uygulamalarından sonra gelişen olguları inceleyen bir seride, deri ölümü gelişenlerin büyük çoğunluğunun tedaviye geç başlayanlar olduğu görülmüştür. Belirti fark ettiğinizde kime ve nasıl ulaşacağınız uygulamadan önce size bildirilmelidir.İşlem sırasında ağrı hisseder miyim?
Enjeksiyon sırasında ağrı hissedebilirsiniz. Randomize çalışmaları birleştiren güncel bir analizde, lokal anestezik (uyuşturma ilacı) lidokain içeren hyalüronik asit dolgularının işlem sırasındaki ağrıyı anlamlı biçimde azalttığı, kıvrımdaki iyileşme ve istenmeyen etkilerin sıklığı açısından ise lidokainsiz ürünlerle benzer olduğu bildirilmiştir. Ancak bu konudaki çalışma sayısı sınırlıdır. Klinikte hangi uyuşturma yönteminin kullanıldığı muayenede anlatılır.Nazolabial dolgu ile sıvı yüz germe arasındaki fark nedir?
Temel fark kullanılan maddededir. Nazolabial dolgu hyalüronik asit jeliyle yapılır ve hyalüronidaz enzimiyle çözülebilir. Sıvı yüz germe ise kalsiyum hidroksiapatit ya da poli-L-laktik asit gibi kolajen uyarıcılarla yapılır ve enzimle geri alınamaz. Nazolabial kıvrımda farklı dolguları karşılaştıran bir ağ meta-analizi, hyalüronik asit ile poli-L-laktik asidin bu bölgede randomize çalışmalarla incelendiğini gösteriyor. Hangisinin size uygun olduğu muayenede değerlendirilir.Nazolabial dolgunun ücreti ne kadar?
Ücret bilgisi burada yer almaz. Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, sağlık hizmetlerine ilişkin tanıtım ve bilgilendirmelerde ücret, indirim, kampanya veya promosyon bilgisine yer verilmesine izin vermez. Ayrıca uygulamanın kapsamı kişiden kişiye değişir: kıvrıma mı, orta yüze mi, hangi planla yaklaşılacağı ancak muayeneden sonra belli olur.
Kaynaklar
- Tissue Fillers for the Nasolabial Fold Area: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Clinical Trials · PMID 34255156
- Efficacy and Safety of Fillers for the Treatment of Nasolabial Folds: A Network meta-Analysis of Randomized Controlled Trials · PMID 38600338
- The selection of hyaluronic acid when treating with the nasolabial fold: A meta-analysis · PMID 35037733
- Efficacy and Safety of Hyaluronic Acid Fillers With or Without Lidocaine in the Treatment of Nasolabial Folds: An Updated Systematic Review and Meta-Analysis · PMID 39014236
- Validating the Reliability and Clinical Relevance of a Nasolabial Fold Photonumeric Scale · PMID 38206141
- Involvement of upper cheek sagging in nasolabial fold formation · PMID 22092417
- The youthful cheek and the deep medial fat compartment · PMID 18520902
- The clinical importance of the fat compartments in midfacial aging · PMID 25289286
- Why Do Nasolabial Folds Appear? Exploring the Anatomical Perspectives and the Role of Thread-Based Interventions · PMID 38611629
- Relationship Between Midface Volume Deficits and the Appearance of Tear Troughs and Nasolabial Folds · PMID 30379685
- A randomized comparison of the efficacy of low volume deep placement cheek injection vs. mid- to deep dermal nasolabial fold injection technique for the correction of nasolabial folds · PMID 24910271
- Cheek Volumization and the Nasolabial Fold · PMID 29334576
- New anatomical insights on the course and branching patterns of the facial artery: clinical implications of injectable treatments to the nasolabial fold and nasojugal groove · PMID 24445874
- Three-Dimensional Description of the Angular Artery in the Nasolabial Fold · PMID 32504489
- Three-Dimensional Location of the Facial Artery in Relation to the Nasolabial Fold in Asian People: A Cadaveric CTA Study · PMID 38872060
- Clinical implications of the arterial supplies and their anastomotic territories in the nasolabial region for avoiding arterial complications during soft tissue filler injection · PMID 32372520
- Adverse Events Reported From Hyaluronic Acid Dermal Filler Injections to the Facial Region: A Systematic Review and Meta-Analysis · PMID 37261136
- Incidence and Characteristics of Delayed Inflammatory Reactions Secondary to Hyaluronic Acid Filler Injections: A Systematic Review With Meta-Analysis · PMID 42781409
- Risk Factor Analysis for Vascular Occlusions After Dermal Filler Injections: A Systematic Review and Meta-Analysis · PMID 40406769
- Clinical Outcomes of Impending Nasal Skin Necrosis Related to Nose and Nasolabial Fold Augmentation with Hyaluronic Acid Fillers · PMID 26397262
- Nasal alar necrosis following hyaluronic Acid injection into nasolabial folds: a case report · PMID 25606480
- Update on Blindness From Filler: Review of Prognostic Factors, Management Approaches, and a Century of Published Cases · PMID 38630871
- Hyaluronic Acid Dermal Filler-Associated Vascular Occlusion-A Review of Prevention and Management Strategies · PMID 42087426
- Hyaluronidase for Dermal Filler Complications: Review of Applications and Dosage Recommendations · PMID 38231537
- Permanent Complications After Dermal Fillers: Risks, Prevention, and Management Strategies · PMID 42298154
- Facial Overfilled Syndrome: A Narrative Clinical Review · PMID 41948082
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tavsiye yerine geçmez. Tanı ve tedavi için hekim değerlendirmesi gereklidir. Son güncelleme:
Devamı

İLK GÖRÜŞME
Nazolabial Dolgu size uygun mu? Bunu birlikte konuşalım.
İlk görüşme bir uygulama randevusu değildir. Bulgunuz değerlendirilir, seçenekler ve sınırları konuşulur; yapılmaması da bir karardır.


